Veriye dayalı karar verdiğinizi düşündüğünüz bir anda aslında sezgilerinizin yönlendirdiğini hiç fark ettiniz mi?
Sezgiler, özellikle belirsizlik ve zaman baskısında devreye girer; farkında olmak, daha bilinçli kararlar almanın ilk adımıdır.
Karar verme sürecimiz yalnızca mantıkla değil, sezgilerle, zihinsel kestirme yollarla ve çoğu zaman farkında olmadığımız düşünce kalıplarıyla şekillenir. Veriye dayalı karar alma hedefi ne kadar güçlü olursa olsun, sezgilerimiz, ve bilişsel eğilimlerimiz bu süreci etkileyebilir.
Sezgi; akıl, zihin ve soyut düşünme karşısında önceliği olan, ortada açık bir belirti olmadığı halde bütünü bir kerede, bir bakışta, dolaysız bir biçimde içgüdüsel olarak anlamaktır. Sezgilerimizle ilerlediğimizde mantıksal yolla çıkarımlar yapmayız. Sezgisel bakış açısıyla analitik bakış açısı, karar verme süreçlerinde bizi sonuca ulaştıran farklı yollardır.
Sezgisel kararlarımızda, bilinçli bir düşünme ve yargı söz konusu değildir, herhangi bir çıkarım süreci yaşanmadan doğrudan sonuca ulaşım gerçekleşir. Sezgisel düşünme otomatik, hızlı ve bilinçaltında gerçekleşir. Analitik düşünme ise yavaş, mantıklı, bilinçli ve kasıtlıdır.
Sezgisel yaklaşımlar, düşünce sistemlerinde Sistem 1, analitik yaklaşımlarsa Sistem 2 olarak adlandırılmaktadır. Genel olarak karşılaştığımız durumların niteliğine göre bu sistemlerden birisi biz farkında olmadan devreye girebilir. Sistem 1 düşünme biçiminde, çok hızlı kararlar alır, belli bir yargıya çok hızlı ulaşırız. Sistem 2 ise verileri dikkatlice inceleyen, yavaş çalışan bir mekanizmadır.
Örneğin, gülen bir insan gördüğümüzde hiç düşünmeden o insanın mutlu olduğu sonucuna varırız. Bu sonuca varmak için özel bir gayret göstermeyiz; otomatik olarak bir refleks gibi direkt olarak zihnimizde bir yargı oluşur. Araba sürerken kırmızı ışığı görür görmez yavaşlayarak durmamız, yine düşünmeden, Sistem 1 mekanizmasında verdiğimiz bir karardır. Sistem 1, birçok işi hiç düşünmeden yapmamızı sağlar ve doğal içgüdülerle bizi yönlendirir.
Öte yandan, Sistem 2 mekanizmasında, analiz yaparak düşünmek, enerji harcamak gerekir. Bu nedenle daha fazla dikkat gerektirir ve daha yavaş ilerleyen bir süreci nitelendirir. Örneğin bir dizüstü bilgisayar satın alacağımızda, almak istediğimiz markaya ait bilgisayarın özellikleri, fiyatı, performansı gibi konuları başka markalarla karşılaştırmak isteyebiliriz. Bu, zaman alıcı ve enerji harcatıcı bir süreç olacağı için, Sistem 2 mekanizması olarak nitelendirilmektedir.
